Olumlu bir sınıf ortamının
oluşturulması, doğru işleyen sınıf kurallarıyla mümkün olur. Ancak bu
kuralların sınıf içinde karşılık bulabilmesi, kural öğretiminin bilinçli ve
planlı bir süreç olarak ele alınmasına bağlıdır (Evertson & Emmer, 2013,
s.34). Çünkü kurallar kendiliğinden öğrenilen değil; öğretmen tarafından
anlamlandırıldığında karşılık bulan yapılardır. Okulun başında öğretmen
tarafından belirlenip nedenleri ve sonuçları üzerinde düşünülmeden yalnızca
duvara asılan, sorun çıktığında ise birkaç uyarıyla hatırlatılacağı düşünülen
kurallar, sınıf içinde kalıcı bir düzen oluşturmaz. Bu yaklaşımla belirlenen
kurallar, benzer sorunların ve benzer uyarıların yıllar içinde tekrar etmesine
yol açar. Bu durum sınıf içinde zaman ve enerji kaybını beraberinde getirir. Bu
nedenle kural öğretiminde, sürecin nasıl yapılandırıldığı ve hangi noktalara
dikkat edilmesi gerektiği üzerinde durulması gerekir.
Kurallardan Önce Sınıf
İşleyişini Netleştirmek
Kural öğretimi sürecinde gözden
kaçırılan en önemli nokta, sınıf içinde sorun olarak görülen birçok durumun
aslında öğretmenin sınıf işleyişine ilişkin prosedürleri oluşturmamış
olmasından kaynaklanmasıdır. Belirsizlik içeren alanlar arttıkça öğretmen, bu
boşluğu kurallarla doldurmaya çalışır. Ancak prosedür geliştirmek yerine
sorunları kurallar yoluyla çözmeye çalışmak, sınıf içinde kural sayısının
giderek artmasına neden olur. Kural sayısı arttıkça bu kuralların takibi,
denetlenmesi ve öğrencilere dönüt verilmesi de güçleşir. Bir süre sonra
kurallar, öğrencilerin gözünde izlenmesi zor ve anlamı belirsiz bir yapıya
dönüşür. Öğretmen ise artan kural sayısı karşısında tutarlılık sağlayamaz. Kurallar
farkında olmadan esnetilir ve zamanla sınıfta işe yaramayan bir kural düzeni
oluşur.
Bu durumun önüne geçebilmek için
kural geliştirme sürecinden önce sınıf işleyişine ilişkin prosedürlerin
oluşturulması gerekir. Prosedürler, sınıf içinde yaşanan belirsizlikleri
ortadan kaldırır ve çocuklara nasıl davranmaları gerektiğini net ve aşamalı
biçimde gösterir. Belirsizlikler azaldıkça öğretmenin sorun olarak tanımladığı
pek çok durumun kendiliğinden ortadan kalktığı görülür. Böylece kurallara
duyulan ihtiyaç da doğal olarak azalır. Öğrencilerin kendilerinden ne
beklendiğini bildikleri sınıflarda sürecin daha düzenli, stressiz ve verimli
ilerlediği belirtilmektedir (Wong & Wong, 2019, s. 9).
Örneğin defter kullanımına
ilişkin bir prosedürü olmayan sınıflarda “Başlığı hangi kalemle yazacağız?”,
“Hangi defteri kullanacağız?”, “Sayfa atlayabilir miyim?” gibi sorular sıkça
ortaya çıkar. Öğretmen bu durumu, öğrencilerin izinsiz konuşması olarak
değerlendirebilir ve buna yönelik bir kural koyma ihtiyacı hissedebilir. Oysa
burada sorun, konuşma davranışı değil; ne yapılacağına dair açıklanmamış bir
işleyiştir. Benzer şekilde, beden eğitimi dersine giderken bahçeye inişle
ilgili bir prosedür belirlenmemişse sınıf koşarak, dağınık ve gürültülü bir
şekilde hareket edebilir. Ancak bu sürecin başında nasıl inileceği açıkça
anlatıldığında ve buna ilişkin bir işleyiş oluşturulduğunda öğrenciler
davranışlarını buna göre düzenler.
Prosedürler; materyal kullanımı,
ders içinde konuşma, defter ve kitap düzeni, teneffüs davranışları, ödevlerin
dağıtılması ve toplanması, dolap ve askılık kullanımı, söz isteme, grup
çalışmaları gibi belirsizlik içeren tüm alanlarda geliştirilebilir. Bu alanlar
netleştikçe sınıf içi işleyiş sadeleşir, kurallar ise ancak gerçekten gerekli
olduğunda devreye girer.
Prosedürlerden Hareketle Kural
Belirlemek
Kurallar, sınıf yaşamını
düzenleyen genel ifadelerdir. Daha çok yapılmaması gereken durumları açıklar. Sınıfın
genelinde zorlanan, aksayan alanları tanımlamak için kullanılır. Prosedürler
ise çocukların uygulamakta zorlandıkları durumları adım adım görünür hâle
getirir ve neyin, nasıl yapılacağını netleştirir. Bu nedenle sınıf içinde
karşılaşılan her sorun doğrudan kuralla çözülmeye çalışılmamalıdır. Öncelikle
sınıf işleyişine dair prosedürler geliştirilir, süreç öğretmen tarafından
gözlemlenir. Prosedürlerle çözülemeyen, tekrar eden ve sınıf düzenini bozan
durumlar ortaya çıktığında ise kural geliştirme sürecine geçilir. Yani kural
koymak, bir refleks değil; gözlem ve işleyiş takibinin doğal sonucudur. Öğrencilerin
yaş ve gelişim özellikleri dikkate alındığında, kural sayısının dört ile altı
arasında tutulması yeterlidir. Kural sayısı arttıkça hem takibi zorlaşır hem de
kuralların etkisi azalır (Erden, 2008, s. 115). En sağlıklı işleyen sınıflar,
prosedürlerin yerleştiği ve bu nedenle kurala en az ihtiyaç duyulan
sınıflardır.
Kuralları Sınıfın İçinden
Üretmek
Kuralların sayısı kadar önemli
olan bir diğer konu, bu sürece öğrencilerin nasıl dâhil edileceğidir. Kurallar,
sınıfın gerçek yaşamından kopuk biçimde değil; sınıf içinde yaşanan durumlardan
hareketle ve öğrencilerin fikirleri alınarak oluşturulmalıdır (Marzano, Marzano
& Pickering, 2008, s. 39). Sınıfta yaşanan bir olay ya da kısa bir hikâye
üzerinden yola çıkılarak kuralın neden gerekli olduğu hissettirilir,
uygulanmadığında ortaya çıkabilecek sorunlar çocuklarla birlikte konuşulur. Son
aşamada ise kuralın uygulanmaması durumunda ne tür sonuçlarla karşılaşılacağı
netleştirilir. Bu sürecin amacı, çocukların kuralın kendileri için neden
gerekli olduğunu anlamalarıdır.
Elbette her kural, ilk anda kabul
görmeyebilir. Bazı çocuklar, özellikle eğlence alanlarını sınırladığını
düşündükleri kurallara karşı direnç gösterebilir kimi zaman görmezden gelir,
kimi zaman da unutabilir. Bu nedenle kural oluşturma sürecinde takip ve düzenli
geri bildirim belirleyici bir rol oynar. Bu noktada sınıfımda uyguladığım
“sınıf günlüğü” çalışması süreci destekleyen önemli bir araçtı. Her gün iki
öğrenci sınıf günlükçüsü olurdu; biri yaşananları deftere yazar, diğeri sınıf
içindeki davranışları gözlemlerdi. Olumlu davranışlar isim verilerek, olumsuz durumlar
ise isim kullanılmadan kaydedilirdi. Gün sonunda günlükler sınıfça okunur,
“Bazı arkadaşlarımız sınıf içinde koştular.” gibi bir ifade geçtiğinde, ilgili
kural yeniden hatırlatılırdı. Böylece kurallar yalnızca sorun çıktığında değil,
günlük yaşamın doğal bir parçası olarak tekrar edilir. Çocuklar da kuralların
öğretmen için ne kadar önemli olduğunu somut biçimde görmüş olurdu.
Kuralların Uygulanmasında
Öğretmenin Tutarlılığı
Kuralın uygulanma sürecinde
öğretmenin tavrı belirleyicidir. Çocuk, kuralın her durumda esnetildiğini fark
ettiğinde, öğretmenin bu kurala dair net bir planının ve beklentisinin
olmadığını da fark eder. Bu durum, öğrencinin kuralı ciddiye almamasına ve
zamanla sürekli ihlal etmeye yönelmesine neden olur (MacKenzie & Stanzione, 2024, s. 23). Bu
nedenle öğretmen, koyduğu kuralları öncelikle kendisi tutarlı biçimde
uygulamalı ve davranışlarıyla öğrencilere model olmalıdır. Derse geç kalmama
ile ilgili bir kural koyan öğretmenin, derse zamanında girerek bu kuralın
herkes için geçerli ve ciddiyetle takip edilen bir ilke olduğunu hissettirmesi
gerekir.
Çocuğun Kontrol Alanı
Dışındaki Durumlar
Kurallar, çocukların kendi
başlarına çözebilecekleri durumlarla ilgili olmalıdır. Çocuğun ailesi ya da
içinde bulunduğu çevre nedeniyle ortaya çıkan durumlar için belirlenen
kuralların sınıf içinde yaptırımla karşılık bulması doğru değildir. Örneğin
sabah geç kalan bir öğrenciye herhangi bir yaptırım uygulanamaz. Çünkü bu durum
çoğu zaman ebeveynlerle ilgilidir. “Geç kaldın, dersimizi bozdun, bu yüzden
teneffüse çıkamazsın” gibi bir yaklaşım, çocuğun gözünde kuralların amacından
sapmasına ve yanlış anlaşılmasına neden olur. Kantin alışverişine devam ettiği
için derse geç kalan öğrenciler için de benzer bir durum söz konusudur. Ders
materyallerini unutma, ödev yapmama gibi durumlar ise çoğu zaman bir yetişkin
desteği gerektirdiğinden, doğrudan kural ihlali olarak ele alınamaz. Bu tür
durumlarda yaşanan sorunlar, etkisi ve müdahalesi olan yetişkinlerle
görüşülerek çözülmelidir. Çocuğun tek başına kontrol edemeyeceği alanlarda
yaşanan aksaklıklar nedeniyle yaptırım uygulanması, kural öğretiminin amacına
hizmet etmez.
Kural İhlallerinde Yaptırımın
Niteliği
Kural uygulanmadığında tercih
edilecek yaptırımın, doğrudan kuralın kendisiyle ilişkili olması gerekir. Doğru
davranışa yöneltmeyen yalnızca cezaya dönüşen yaptırımlar ise çocuk tarafından
baskı unsuru olarak algılanır. Bu noktadan sonra çocuk, kuralı içselleştirmek
yerine onunla inatlaşmaya başlar ve kural, gözünde onu engelleyen bir araca
dönüşür. Bu nedenle yaptırım boyutunun dikkatle ele alınması önemlidir.
Yaptırım sürecinde çocukla
kalabalık bir ortamda konuşmak yerine, bire bir ve sakin bir şekilde görüşülmelidir.
Teneffüs saatinde, öğle arasında ya da okul çıkışında uygun bir zaman dilimi bu
görüşmeler için daha sağlıklıdır. Böyle bir ortam, çocuğun kuralı hangi niyetle
ihlal ettiğini anlamak adına öğretmene önemli ipuçları sunar.
Bu süreçte kullandığım
uygulamalardan biri de “Hatanı Fark Et Defteri” idi. Öğrenciyle bireysel olarak
konuşurken, kuralı neden ihlal ettiğini, bu davranışın hangi sonuçlara yol
açtığını yazılı olarak ifade etmesini isterdim. Birçok öğrencinin, yazma süreci
sırasında yaptığı davranışı yeniden düşündüğünü ve hatasını kendi cümleleriyle
fark ettiğini gözlemledim. Böylece yaptırım, cezalandırıcı bir araç olmaktan
çıkar ve çocuğun davranışını sorguladığı ve sorumluluk aldığı bir öğrenme
sürecine dönüşürdü.
Kuralların Gelişimle Birlikte
Dönüşmesi
Kurallar, öğrencilerin gelişim sürecini
destekleme amacıyla kullanılmalıdır. Belirlenen kuralların dört yıl boyunca hiç
değişmeden sınıfta kalması, bu alanda bir ilerleme sağlanamadığını gösterir.
Çünkü kurallar, sorunların çözülmesi için vardır. Eğer aynı kural dört yıl
boyunca varlığını sürdürüyorsa, ortada çözülememiş bir sorun olduğu anlaşılır.
Bu durum, dört yıl boyunca tek basamaklı sayılarla toplama işlemi yapılmasına
benzer.
Bu nedenle çözüme ulaşan
kurallarla ilgili olarak sınıfa mutlaka geri bildirim verilmelidir. “Artık beni
yerinizde bekliyorsunuz. Bu sorunu çözdük.” ya da “Bu davranışı değiştirdiğimiz
için derslerimiz daha verimli geçiyor ve daha iyi bir sınıf olduk.” gibi
ifadeler, çocukların kuralları yalnızca yasaklar bütünü olarak görmelerinin
önüne geçer. Böyle bir yaklaşım, kuralların gelişimi desteklemek amacıyla
konulduğunu fark etmelerini sağlar. Aynı zamanda sınıfa, değişimin ve
ilerlemenin mümkün olduğu mesajını verir. Aksi hâlde kurallar, zamanla
çocukların zihninde yalnızca sınır koyan ve engelleyen yapılarla özdeşleşir.
Kısaca belirtmek gerekirse, kural
süreci öğretmen tarafından ciddiyetle ele alınması ve üzerinde düşünülmesi
gereken bir süreçtir. Yetişkinler için işleyen kural anlayışının, çocuklar için
aynı biçimde karşılık bulmayacağı bilinmelidir. Unutulmamalıdır ki çocuklar
söylenileni değil, öğretileni yaparlar (Boynton & Boynton, 2007, s. 28).
Öğretimi yapılmayan, uygulama süreci izlenmeyen ve belirli aralıklarla geri
bildirim verilmeyen kurallar, sınıf içinde yalnızca görünürde var olurlar. Sınıfın
işleyişine nüfuz edemezler. Bu durum ise benzer sorunların öğretmen tarafından
sürekli yeniden ele alınmasına ve öğretim için ayrılması gereken zamanın
etkisiz biçimde kullanılmasına yol açar. Oysa okulda yürütülen sağlıklı bir
kural öğretimi, yalnızca sınıf içi düzeni sağlamakla kalmaz; bireyin ilerleyen
yıllarda da kurallara uyum konusunda bilinç geliştirmesine katkı sunar.
Kaynakça
Boynton, M., & Boynton, C.
(2007). Eğitimciler için disiplin sorunlarını önleme ve çözme rehberi (T. Büyükalkan, Çev.). Redhouse Eğitim Kitapları.
Erden, M. (2008). Sınıf
yönetimi: Yeni programla uyumlu genişletilmiş baskı. Arkadaş
Yayınları.
Evertson, C. M., & Emmer, E.
T. (2013). İlkokul öğretmenleri için sınıf yönetimi (9.
bs.; A. Aypay, Çev.). Nobel Akademik Yayıncılık.
MacKenzie, R. J., &
Stanzione, L. E. (2024). Sınıfta sınır koyma: Okul genelinde bir
disiplin planı ile etkili sınıf yönetimi için eksiksiz bir kılavuz (D.
Cihan Atamer, Çev.). Yakamoz Kitap.
Marzano, R. J., Marzano, J. S.,
& Pickering, D. J. (2008). Etkili sınıf yönetimi stratejileri (S.
Sakacı, Çev.).
Wong, H. K., & Wong, R. T.
(2019). Sınıf yönetimi (Z. Kaplan, S. Kalafat, T. Babacan & Z. S. Ertem, Çev.). Nobel Akademik Yayıncılık.

Anladığım kadarıyla kural koymaktan öte, kural koymayı gerektirecek durumların bir prosedüre oturulması sınıfta oluşturulan kural çöplüğünün önüne geçecektir.
YanıtlaSilGüncel sınıf sorunu, etkileyici bir yaklaşımla aydınlatmışsınız Enes Hocam. Kaleminize sağlık.
Yazıyı çok iyi özetlemişsiniz hocam. Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.
SilEnes Hocam, konuya hakimiyetiniz ve akıcı anlatımınız sayesinde yine çok nitelikli bir çalışma çıkmış ortaya. Notlar alarak ve altını çizerek okuduğum yazınız sınıf yönetimi noktasında önemli kazanımlar içeriyor. Eğitim alanına sunduğunuz bu değerli katkı için teşekkür ederiz.
YanıtlaSilKıymet verip okuduğunuz için ben teşekkür ederim hocam.
SilYorum Gönder